Türkiye’de sıkı para politikası etkisini bankacılık verilerinde açık biçimde gösteriyor. Merkez Bankası’nın son verilerine göre hem tasarruf getirileri hem de kredi maliyetleri hızla yükselirken, vatandaş için “parayı değerlendirmek” ile “borçlanmak” arasındaki makas giderek açılıyor.
Mevduatta yüksek faiz yarışı
1-3 ay vadeli TL mevduat faizleri ortalama %40,6 seviyesine çıkarak son 7 ayın zirvesine ulaştı. Bankalar, likiditeyi artırmak için daha yüksek faiz teklif ederken, bu durum TL mevduatı yeniden cazip hale getirdi.
Tasarruf sahipleri için getiriler yükselirken, sistemin bu cazibeyi yüksek faiz üzerinden kurması dikkat çekiyor.
Krediye ulaşmak daha pahalı
Faiz artışının en sert hissedildiği alan ise kredi piyasası oldu. İhtiyaç kredisi faizleri %50,1 seviyesine çıkarak psikolojik eşiği geçti.
Ticari kredilerde de maliyetler yüzde 40,9’a yükselirken, bu tablo hem bireylerin hem de şirketlerin finansmana erişimini zorlaştırıyor.
Ekonomide “soğutma” etkisi
Ekonomi yönetimi, yüksek faiz politikasını enflasyonu kontrol altına almak için bir araç olarak kullanıyor. Ancak bu süreç, iç talebin baskılanması ve ekonomik aktivitenin yavaşlaması riskini de beraberinde getiriyor.
Uzmanlara göre mevcut tablo, tasarrufu ödüllendirirken borçlanmayı caydıran bir denge üzerine kurulu.
Vatandaş için iki ucu keskin tablo
Faizlerdeki yükseliş, bir yandan birikimi olanlar için yüksek getiri sunarken, diğer yandan krediye ihtiyaç duyan kesimler için ciddi bir yük oluşturuyor. Bu durum, gelir dağılımı ve ekonomik erişim açısından yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor.





