Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun Haziran 2026 Kadın Cinayetleri Raporu, kadınlara yönelik şiddetin geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdi. Haziran ayında 37 kadın erkekler tarafından yaşamını yitirirken, ölümlerden 27’si kadın cinayeti olarak kayda geçti. 10 kadının ölümü ise şüpheli olarak belirtildi.

Gülistan Doku davasında Umut Altaş ABD’de hakim karşısına çıktı
Gülistan Doku davasında Umut Altaş ABD’de hakim karşısına çıktı
İçeriği Görüntüle

Raporun dikkat çeken kısmı, şiddetin en çok “korunması gereken yer” olarak görülen evde yoğunlaşması oldu. Haziran ayında hayatını kaybeden kadınların 23’ü evinde öldürüldü.

Şiddetin merkezi yine ev

Haziran verilerine göre cinayetlerin bir kısmı kamusal alanlarda da yaşandı. Yedi kadın sokak ve park gibi yerlerde yaşamını yitirirken, iki kadın ormanlık bölgelerde, üç kadın ise sulak alanlarda öldürüldü. Bir vakada ise ölüm yeri belirlenemedi.

Faillere ilişkin dağılımda da aile içi şiddet öne çıkıyor. Katledilen 15 kadın, aile içindeki erkekler tarafından öldürüldü. Dört kadın, boşandığı ya da boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından hayatını kaybetti. İki kadın birlikte yaşadığı erkek tarafından öldürülürken, bir kadın ayrıldığı erkek tarafından öldürüldü.

Rapor ayrıca bazı cinayetlerde failin kimliğinin tespit edilemediğini aktarıyor. Dört kadın diğer erkekler tarafından öldürülürken, bir cinayette fail tespit edilemedi. Şüpheli olarak kayda geçen 10 kadın da ayrıca belirtilen başlıklar arasında yer aldı.

Yöntemlerde ateşli silah ilk sırada

Rapora göre öldürülen kadınların yüzde 45’i 19-35 yaş aralığında bulunuyor. En genç kurban 21 yaşında olurken, en yaşlı kadın 70 yaşındaydı. Yaş dağılımı, şiddetin farklı yaş gruplarını hedef aldığını gösteriyor.

Ölüm yöntemlerinde ise ateşli silahlar ilk sırada yer aldı. Haziran ayında 14 kadın silahla öldürülürken, altı kadın kesici aletle, üç kadın darp edilerek yaşamını yitirdi. İki kadın yüksekten düşme sonucu hayatını kaybederken, iki kadın asılı halde bulundu. Bir kadın ise boğularak öldürüldü.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, kadın cinayetlerinin “münferit” değil, yapısal bir sorun olduğunu vurguladı. Güllü, kadınların en çok kendilerini güvende hissetmeleri beklenen evlerinde ve en yakınları olan eşleri, eski eşleri ya da aile bireyleri tarafından öldürüldüğünü belirtti. Ayrıca aile kavramına dair toplumsal algının uzaklaşmasına işaret eden Güllü, “Ailenin koruyan değil öldüren bir yapıya dönüşmesi”nin üzerinde düşünülmesi gereken toplumsal kırılma olarak görüldüğünü söyledi.

Güllü, ateşli silahlarla işlenen cinayetlerdeki artışa da dikkat çekerek bireysel silahlanmanın kadınların yaşam hakkını doğrudan tehdit eden bir güvenlik sorununa dönüştüğünü ifade etti. Bireysel silahlanmayı sınırlandıracak politikaların kararlılıkla uygulanması gerektiğini belirten Güllü, İLO C190 sözleşmesi ve çalışma hayatında şiddet ve tacizin önlenmesine dair sözleşmenin imzalanması gerektiğini aktarırken cezasızlık algısına son verilmesi çağrısında bulundu.