Yıllardır kamuoyunun gündeminde yer alan Gülistan Doku dosyasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve savcılık tarafından birden fazla suçlamayla tutuklanması talep edilen dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in emniyet ve savcılık ifadeleri gün yüzüne çıktı.
5 ayrı suçtan tutuklama talebi
Elazığ’da gözaltına alındıktan sonra Erzurum’a getirilen Tuncay Sonel’in 3 günlük sorgusu tamamlandı. Savcılık, Sonel hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme”, “sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme”, “özel hayatın gizliliğini ihlal”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme” ve “resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçlamalarıyla tutuklama talebinde bulundu.
SIM kart itirafı: Resmi makamlara değil koruma polisine gönderildi
Ortaya çıkan ifadesinde Sonel, Gülistan Doku’ya ait SIM kartın resmi soruşturma birimlerine iletilmediğini kabul etti. Kartın, teknik inceleme yapılması amacıyla koruma polisi aracılığıyla gönderildiğini belirten Sonel, gerekçesini ise kayıp genç kıza daha hızlı ulaşma isteği olarak açıkladı.
Sonel ifadesinde şu sözleri kullandı:
“Benim kırsal alanda bizzat talimatım ile arama yapılan bir iki bölge vardır. Daha doğrusu birkaç yerle ilgili elimize bilgi gelince bakılmasını söylediğim alanlar oldu. Tam hatırlamıyorum ama bir ikiyi geçmez. Valilikte olduğum bir günde tam dışarı çıkarken ağlamaklı bir ses duydum. Baktığımda Aygül DOKU olduğunu gördüm. Merdivenin başında “sayın valim bir sim kart var” dedi. Ben de koruma ve özel kaleme gereğini yapalım dedim. Sonra çıktım işlerime devam ettim. Koruma polisi arkadaşımıza bu kartı daha önce Ankara emniyetinde komiser bildiğimiz Gökhan komisere bir baktıralım diye gönderttim. Zira arama kurtarma yoğun bir şekilde devam ettiği için konum bilgisini baktırmak ve aynı zamanda son görüşme nerede olmuş onları öğrenmek için göndermiştim. Koruma polisi bu kartı göndermiş. Gökhan, yaptığı inceleme sonrasında viyadüğün alt bölgesinde bir konum tespit etmiş. Bu bana iletildi. Kızın ablası, savcıya gidemiyorum, ulaşamıyorum, almıyorlar dediği için ben aldım. Bu olay kayıp olayından iki ya da üç hafta sonra olmuştu. Biz de insanız, kayıp kızımızı bir an önce bulmak için Vali olarak böyle bir yol izledim. Dolayısıyla buradan çıkan bilgilerden dolayı arama bölgesi olarak işaret ettiğim alan vardı.”
Para transferi ve şirket iddialarına yanıt
Sonel, “Aca Bilişim” şirketine ödeme yapıldığı iddialarını reddetti. Valilik veya belediye bütçesinden herhangi bir ödeme yapılmadığını belirten Sonel, sosyal medya hesaplarının da kurum içinde yönetildiğini ifade etti.
“Bu para gönderimleri normal gönderimlerdir. Harçlık niyetine zaman zaman gönderiyorduk. Gökhan’ın da talep ettiği oluyordu. Kendi şahsi hesabımdan gönderiyordum. Gökhan’ın teknik olarak bir şeye ihtiyacı varsa istediğinde gönderiyordum.”
Kendisine yöneltilen, ödemelerin neden resmi hesaplardan yapılmadığına ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:
“Çünkü ihtiyacı olmuştur, istemiştir vermişimdir, ben genelde bu şekilde yardımda bulunuyordum. Bu nedenle göndermişimdir.”
“SIM kartın alınması talimatını verdim”
SIM kartın teslim süreciyle ilgili soruları da yanıtlayan Sonel, kartın alınması için talimat verdiğini ifade etti:
“Bu konuda benim hiç bir bilgim yoktur. Bana herhangi bir rapor da gelmedi. Sim kartın başsavcılığa teslim süreci hakkında da bir bilgim yoktur. Ben Gökhan ERTOK’a sim kart üzerinde gerekli incelemenin Siber şubesi tarafından yapıldığını, içinde bir şey bulunmadığını söylemedim. Bu yönde beyanım olmamıştır. Yine o dönemin başsavcısı ile birlikte beraber olduğumu, Gökhan’la telefonda konuştuğumda söylemedim.”
“Hatırlamıyorum. Hangi gün gönderildiğini de bilmiyorum. Ben sim kartın doğrudan yakın koruma Şükrü Eroğlu tarafından alınması ve gereğinin yapılması talimatını verdim.”
Kamera kayıtları ve teknik iddialar
Soruşturma kapsamında gündeme gelen kamera kayıtları ve teknik müdahale iddialarına ilişkin ise Sonel, herhangi bir bilgisi olmadığını savundu.
“K noktalarının değiştirilmesi gibi bir konu gündeme gelmedi. Haberim yoktur. Bu konuyu İl Emniyet Müdürü bilir. Muhatabı odur.”
Kayıtların silindiği iddialarına yönelik soruya ise:
“Bu konuda hiç bir talimatım yoktur. Üniversite bünyesinde teknik bir konu varsa üniversiteye sorulması gerekmektedir.”
Ceset iddiası ve olay yeri açıklaması
Sonel, bir kadın cesedinin bulunduğu yönündeki ihbar üzerine olay yerine gittiğini doğruladı ancak bunun Gülistan Doku’ya ait olmadığını ifade etti:
“Ben benzer olaylarda hep gitmem. Benim işim değil, bu adli bir olaydır. Biz emniyet müdürü, jandarma bölge komutanı, Jandarma il komutanı birlikte Jandarma Bölgede otururken gölette bir kadın cesedi bulunduğu yönünde bir haber gelince biz hemen Skorsky tipi helikopter ile merak içinde cesedin bulunduğu yere gittik. Başsavcı var mıydı hatırlamıyorum. Cesedi görünce oradaki arkadaşlarla ortak kanaatimiz bunun başka bir kişiye ait ceset olduğu yönündeydi. Zaten sonradan da Hozat’ta kaybolan bir kadına ait olduğu ortaya çıktı. Bu tespite kadının boyu, kıyafetleri, fiziki özellikleri, basında görülen görsellerle uyumlu olmadığı noktasından hareketle ulaştım.”
“Kesinlikle böyle bir talimatım yoktur”
Hastane kayıtlarının silinmesi ve diğer iddialar hakkında da konuşan Sonel, suçlamaları reddetti:
“Kesinlikle böyle bir talimatım yoktur, bilgim yoktur. Kesinlikle ne başhekim ne de kimseyle görüşmedim. Bana kolluk veya başka bir kişi tarafından 31/12/2019 tarihli silinen başvurudaki kaydın hamilelik kaydı olabileceğine dair hiç bir şekilde bilgi getirilmedi. Sadece halk arasında konuşulduğunu biliyorum. Kimsenin günahını alamam.”
Gizli tanık iddialarına sert yanıt
Dosyada yer alan gizli tanık beyanlarına da değinen Sonel, iddiaları kesin bir dille reddetti:
“Bu tamamen yalan bir ifadedir. Çok çirkin bir iftira, alçakça bir iftiradır. Bana söylemiş olduğunuz Koçpınar Köyü tarafında Jandarma tarafından yapılan yer altı incelemesinde gömülmüş vaziyette cesedin olabileceği ancak bir iki yıl öncesinde taşınmış olabileceği yönündeki tespite katılmıyorum. Bu kesinlikle iftiradır.”