Formula 1, sporun çevresel etkisini azaltmaya yönelik hedefleri doğrultusunda yeni bir kilometre taşını geride bıraktı. “2030 Net Sıfır” stratejisi kapsamında paylaşılan veriler, 2025’te operasyon kaynaklı karbon emisyonlarının önceki yıla göre gerilediğini ortaya koydu.
Seri, 2030’a kadar kendi emisyonlarını 2018 yılındaki referans seviyelere göre %50 azaltma taahhüdü vermişti. Son açıklama, bu yolda ilerlemenin sürdüğünü gösteren somut bir tablo sunuyor.
2025’te emisyonlar 2024’e kıyasla düştü
Karbon muhasebesi şirketi Normative tarafından doğrulanan rapora göre F1 operasyonlarının toplam emisyonu, 2025 yılında 148.805 tCO2e olarak kayıtlara geçti. Bu rakam, 2024’teki 168.720 tCO2e seviyesine kıyasla %11,8’lik bir düşüş anlamına geliyor.
F1’in raporda yer alan hesaplamaları; fabrikalar, yarış pistleri ve bu iki nokta arasındaki yoğun lojistik faaliyetlerden kaynaklanan emisyonları da kapsıyor. Yani takvimin temposu ne kadar yüksek olursa olsun, operasyonel ayak izinin azaltılmasına odaklanan bir yaklaşım öne çıkıyor.
Başlangıç noktası olarak alınan 2018 verileriyle karşılaştırıldığında ise F1, son sekiz yılda toplam emisyonlarını %35 oranında düşürmeyi başardı. Bu tablo, önümüzdeki dört yılda emisyonları yarı yarıya indirme planının doğru yönde ilerlediğine işaret ediyor.
Yenilenebilir enerji ve lojistikte somut adımlar
Raporda öne çıkan en büyük ilerlemenin, F1 yönetimi ve takımların işlettiği fabrika ve tesislerde yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişle sağlandığı belirtildi. Bunun yanında seyahat ve lojistik kaynaklı emisyonları azaltmaya yönelik adımların da etkili olduğu kaydedildi.
F1, sürdürülebilir havacılık yakıtına yönelik yatırımları ciddi oranda artırdığını ifade etti. Ayrıca uzaktan operasyon modelleri geliştirerek her yarışa taşınan fiziksel kargo miktarını azaltmayı hedefliyor.
Lojistik tırlarında sürdürülebilir yakıt kullanımını yaygınlaştırma çalışmaları da raporda yer aldı. Deniz taşımacılığı tarafında ise ilk kez sürdürülebilir denizcilik yakıtı yatırımlarına başlandığı duyuruldu.
2023 Avusturya Grand Prix’sindeki denemelerin ardından, Avrupa’daki tüm yarışlarda padoğun enerji ihtiyacı için yenilenebilir enerji altyapısına geçildi. Bu kapsamda güneş enerjisi ile HVO (hidrojenle işlem görmüş bitkisel yakıt) kombinasyonu kullanılıyor.
Mercedes cephesinde de 2026 Avrupa sezonu için tamamen elektrikli Mercedes-Benz eActros 600’ün hizmete sokulduğu belirtildi. Bu araç, HVO100 biyoyakıtla çalışan daha geniş bir kamyon filosunu tamamlıyor.
2026’dan sonraki planlamalarda ise FOM’un, ekipmanları sürekli İngiltere’ye uçurup geri getirmek yerine bölgesel merkezlerde konumlandırmayı hedeflediği aktarılıyor. 2030’a kadar mevcut yayıncılık ve lojistik ekipmanlarının %50’sinin hava taşımacılığından çıkarılması bekleniyor.
“Takvimin rasyonelleştirilmesi” olarak tanımlanan ve lojistik olarak birbirine yakın yarışların ardı ardına dizilmesini içeren düzenlemede de Kanada ve Miami’nin art arda yapılmasının daha büyük karbon tasarrufu sağlayacağı ifade ediliyor.
Ellen Jones: Kararlar sürdürülebilirliğin merkezinde
F1 Sürdürülebilirlik Müdürü Ellen Jones, sürdürülebilirliğin alınan her kararın temelini oluşturduğunu söyledi. Jones açıklamasında; “Sürdürülebilir havacılık yakıtına yapılan yatırımları iki katına çıkararak, denizcilik yakıtına ilk yatırımımızı gerçekleştirerek ve organizatörler, takımlar ve ortaklarla yakın çalışarak emisyonları düşürmeye devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Jones ayrıca 2026’da devreye girecek takvim optimizasyonlarının daha büyük kazanımlar getireceğini vurgulayarak, “Atılan tüm bu adımlar, küresel ölçekte sürdürülebilir operasyonların sadece mümkün olduğunu değil, aynı zamanda Formula 1'i tanımlayan performanstan, rekabetten ve seyir zevkinden ödün vermeden de sunulabileceğini kanıtlıyor.” dedi.