Türkiye’de kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri gündemdeki yerini koruyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre bir haftada en az altı kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. İlk 2026’nın altı ayında ise kadınlar arasında 151 şüpheli ölüm kaydedildi; 2024’ün aynı döneminde bu sayı 117, 2025’in ilk yarısında ise 145 oldu.
Bu tabloya dikkat çeken avukat Türkan Kara, şüpheli kadın ölümlerinin yalnızca bireysel bir olay olarak ele alınamayacağını vurguladı. Kara, bazı dosyalarda daha soruşturmanın ilk aşamasında yapılan yanlış değerlendirmelerin maddi gerçeğe ulaşmayı güçleştirdiğini ifade etti.
Şüpheli ölümde kritik eşik: İlk saatler
Cumhuriyet’e konuşan Av. Türkan Kara, “Şüpheli kadın ölümlerinde en kritik aşama, olayın meydana geldiği ilk saatlerdir” değerlendirmesinde bulundu. Kara, olay yerinin eksiksiz incelenmesi gerektiğini; biyolojik ve fiziksel delillerin korunmamasının soruşturmanın seyrini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.
Avukat Kara ayrıca dijital materyallerin gecikmeden incelenmesi gerektiğine dikkat çekti. Güvenlik kamera kayıtlarının hızlı biçimde temin edilmesi gerektiğini belirten Kara, tanıkların da vakit kaybetmeden dinlenmesinin önem taşıdığını söyledi. Kara’ya göre ceza muhakemesinde kaybedilen her delil, gerçeğe ulaşma ihtimalini düşürüyor.
“Etkin soruşturma” vurgusu ve AİHS yükümlülüğü
Kara, şüpheli kadın ölümlerinin önemli bir bölümünde kadınların sistematik şiddete maruz kaldığı, tehdit edildiği ya da uzaklaştırma kararı aldığı bilgisinin öne çıktığını söyledi. Bazı dosyalarda kadınların defalarca yardım talebinde bulunduğunun görülebildiğini aktaran Kara, bu nedenle sürecin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Avukat Kara, “Etkin soruşturma yükümlülüğü yalnızca ulusal mevzuatın değil, aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında devletin pozitif yükümlülüklerinin de bir gereğidir” dedi. Her şüpheli kadın ölümü için yaşam hakkı kapsamında azami özenin gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Kara, soruşturmanın ciddiyetinin belirleyici olduğuna dikkat çekti.
Türkan Kara, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Unutulmamalıdır ki her şüpheli kadın ölümü yalnızca bir adli dosya değildir; yaşam hakkına ilişkin en ağır iddialardan biridir.” Ona göre bir dosyada eksik soruşturma yapılması sadece davayı değil, toplumun adalete olan güvenini de zedeleyebiliyor.
Kara, her kadın ölümünün hiçbir önyargıya kapılmadan, tüm ihtimaller araştırılarak soruşturulması gerektiğini dile getirdi. “Adalet, ancak bu şekilde hem mağdurlar hem de toplum vicdanı açısından gerçek anlamını bulacaktır” diyen avukat, maddi gerçeğe ulaşma hedefinin sürecin merkezinde olması gerektiğini sözlerine ekledi.