Asgari ücrette yılbaşından bu yana yaşanan alım gücü kaybı gündemdeki yerini koruyor. Ekonomi uzmanı Dr. Ayhan Bülent Toptaş, resmi enflasyon karşısında ücretin yüzde 16 civarında eridiğini ifade ederek, ara zam yapılması gerektiğini söyledi. Toptaş’ın hesabına göre ara zam oranı yüzde 18-19 aralığında olmalı.
Yetkililerin ara zamma mesafeli duruşu tartışılırken, yurttaşların “hissedilen enflasyonun” açıklanan rakamların üzerinde olduğu yönündeki sözleri de dikkat çekiyor. Market alışverişinden yol masraflarına kadar pek çok kalemde fiyat artışlarının sürdüğünü söyleyen vatandaşlar, asgari ücrete güncelleme yapılması çağrısını yineledi.
Yılbaşından bu yana yüzde 16 eridi iddiası
Toptaş, ocakta belirlenen ücretin resmi enflasyon karşısında yüzde 16 dolaylarında eridiğini belirtti. “Asgari ücretin bugün en azından yüzde 16’sı elden gitti” diyen Toptaş, bunun ocaktaki 20 bin liralık tutara denk geldiğini söyledi.
Uzmanın değerlendirmesinde asgari ücretteki kaybın tek ayla sınırlı olmadığı vurgusu öne çıktı. Toptaş, “5 ayda yüzde 16’lık resmi bir enflasyon yaşadık” diyerek, önümüzdeki dönem verileriyle birlikte bu kaybın yüzde 17-18’e kadar çıkabileceğini ifade etti. Kümülatif bir durumdan söz eden Toptaş, sadece son 6 ayın değil, birikimli süreçlerin de gelir kaybını büyüttüğünü söyledi.
Toptaş ayrıca, insanların karşılaştırmayı kendi yaşadıkları fiyatlarla yaptığını; bu nedenle açıklanan rakamlar ile günlük hayatta hissedilen tablo arasında fark algısının oluştuğunu dile getirdi. Ona göre bu fark, dar ve sabit gelirli kesimler üzerinde daha yoğun bir baskı yaratıyor.
Ara zamın sosyal gerekçesi öne çıkıyor
Alım gücü meselesine de değinen Toptaş, düşüşün belirgin olduğunu söylerken temmuz ayındaki gelişmelere dair belirsizliğe dikkat çekti. Ekonomi yönetiminin asgari ücrette düzeltme ve yukarı çekme çağrılarına “pekiş sıcak bakmadığını” aktaran Toptaş, bunun olası talep artışı ve maliyet etkisi endişesinden kaynaklandığını söyledi.
Toptaş, asgari ücretin hem talebi hem de maliyetleri etkileyen bir unsur olduğunu belirterek, özellikle emek yoğun sektörlerde zam kararının sorun yaratabileceğini ifade etti. Turizm gibi geniş istihdam alanlarının kur baskısı ve kârlılık endişeleriyle mücadele ettiğini; bu ortamda ücret artışının maliyetlere yansımasının tartışma konusu olabileceğini söyledi. Benzer bir riskin emek yoğun ihracat sektörlerinde de görülebileceğini dile getirdi.
Ara zam tartışmalarında “enflasyonu artırır” görüşünün karşısında da durulduğunu belirten Toptaş, kimin hangi alışveriş alanını nasıl etkilediği gibi örnekler üzerinden iki farklı yaklaşım bulunduğunu kaydetti. Ona göre enflasyonu düşürmeye yönelik adımlar yalnızca ücret kaleminin öne çıkarılmasıyla açıklanamaz; vergi politikalarından kamuda tasarruf ihtiyacına kadar farklı başlıklarda müdahale gerekebilir.
Toptaş, “Asgari ücrete ara zam olmalı mı olmamalı mı?” sorusuna yanıt verirken, meselenin iki açıdan okunabileceğini söyledi. Ekonomi yönetiminin gözüyle bakıldığında bunun enflasyonla mücadelede sorun yaratacağı düşünülürken, sosyal açıdan bakıldığında insanların alım gücünün ciddi biçimde örselenmiş olduğu vurgusunu yaptı. Bu sosyal bakışa göre gelir sağlanması gerektiğini ifade eden Toptaş, tüketici enflasyonu tarafında değerlendirildiğinde yılbaşından bu yana resmi rakamlar dikkate alındığında yüzde 18-19 civarında bir zam gerektiğini savundu.
Yurttaşlar hissedilen enflasyondan şikâyetçi
Hayat pahalılığı nedeniyle alım gücünün düştüğünü belirten yurttaşlar da asgari ücrete zam yapılması gerektiğini dile getirdi. Nurten Öyke, “Ocak ayında aldıklarımızı haziran ayında aynı fiyata kesinlikle alamıyoruz” diyerek yüzde 20’yi geçtiğini ifade etti. Markette günlük harcamalarının bin 500 liraya kadar çıktığını söyleyen Öyke, “Mutfağa tam bir şey almadım ama günlük harcama bin 500 lira oldu” dedi.
Hissedilen enflasyonun açıklanan rakamların üzerinde seyrettiğini vurgulayan Sakine Öyke ise fiyatların haftalık değiştiğini aktardı. “Bir hafta geçmiş olmasına rağmen aynı market aynı olsa bile asla aynı fiyata alamıyorsun” diyen Öyke, süt ürünleri ve tavuk ürünleri gibi kalemlerde fiyatların sürekli farklılaştığını kaydetti. Fiyat algısının da karıştığını, “gerçekten mi zamlı” “ucuz mu pahalı mı” sorularının iç içe geçtiğini söyledi.
Sakine Öyke, yıllık bazda hissettiği enflasyonun yüzde 40’ın üzerinde olduğunu belirterek yol ücretleri, akaryakıt ve gıdada da benzer düzeylere işaret etti. Ona göre asgari ücret ve emekli aylıkları yaşam için yeterli değil; bu nedenle bu kesimlerin gelirlerinin en az 40 ya da 50 bin lira seviyelerinin altına inmemesi gerektiğini savundu.