Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı bireysel başvuruyu öncelikli dosyalar arasına aldı. Mahkemenin Türkiye’ye yönelttiği sorular arasında özellikle iki başlık dikkat çekerken, süreç uluslararası hukuk açısından kritik bir aşamaya taşındı.
Altı soru yöneltildi, ikisi dikkat çekti
Mahkeme, Türkiye’den yanıtlanmak üzere toplam altı soru iletti. Bu sorulardan dördünün standart olduğu belirtilirken, iki sorunun dosyaya özel olması dikkat çekti.
Beşinci soruda, Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğunun “siyasi amaç” taşıyıp taşımadığı sorgulandı. Bu durum, başvurudaki “politik motivasyon” iddialarının ciddi şekilde ele alındığı şeklinde yorumlandı.
“Seçim sürecine etkisi var mı?” sorusu öne çıktı
Altıncı soru ise dosyanın en kritik başlığı olarak öne çıktı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İmamoğlu’nun tutukluluğunun cumhurbaşkanlığı adaylığı ve seçim sürecine etkisi olup olmadığını sordu.
Bu sorunun, Türkiye’den yapılan başvurular arasında ilk kez bu kapsamda yöneltildiği ifade edildi. Hukukçular, bu yaklaşımın davanın “demokratik sürece müdahale” boyutunda değerlendirilebileceğine işaret etti.
Siyasi motivasyon iddiası mercek altında
Başvuruda, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının siyasi nedenlere dayandığı ve seçim sürecinde aktif kampanya yürütmesini engellediği iddia edildi.
Ayrıca dosyada delil yetersizliği, tutukluluğun hukuka aykırılığı ve etkili yargısal denetim yapılmadığı yönünde şikayetler de yer aldı.
Süreç hızlı ilerleyebilir
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’in öncelikli incelemeye aldığı dosyalarda karar sürecinin daha hızlı işlediği biliniyor. Bu tür başvurularda kararların birkaç ay içinde çıkabileceği belirtiliyor.
Olası bir ihlal kararı halinde Türkiye’nin daha önce Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala kararlarının ardından üçüncü kez Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ilgili maddesini ihlal etmiş sayılabileceği ifade ediliyor.





