6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ili etkiledi; binlerce kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda binanın ise yıkıldığı bir felaketi geride bıraktı. Depremin ardından risk değerlendirmeleri yeniden gündeme gelirken Adana özelinde jeoloji alanından dikkat çekici uyarılar geldi. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, kentin deprem gerçeğine dair zemin ve yapı odaklı değerlendirmelerde bulundu.
Adana’da deprem sonrası ağır hasar ve kayıpların bulunduğunu hatırlatan Tatar, riskin yalnızca fay varlığıyla sınırlı olmadığını; zemin özellikleri ve bina kalitesinin belirleyici olduğunu vurguladı. Kentin deprem kuşağında yer aldığına dikkat çeken Tatar, özellikle Güney Adana’da “ayrışık zemin” olarak ifade edilen alüvyon alanların öne çıktığını söyledi.
Güney Adana’da Alüvyon Zemin Vurgusu
Tatar, Adana’da daha riskli bölgeleri ilçeler üzerinden anlatarak “Güney Adana, yani Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam’ın bir kısmı daha riskli” dedi. Bunun nedenini, alüvyon zeminlerden oluşan alanlarla açıkladı. Tatar’a göre ayrışık zemin yapısı, deprem etkisini artırabilecek özellikler taşıyor.
Öte yandan Tatar, daha sağlıklı zeminlerin ise Kuzey Adana’da bulunduğunu ifade etti. Bu ayrımın, deprem tehlikesinin tek bir başlık altında ele alınamayacağını gösterdiğini belirten Tatar; zemin seçiminin ve zemin iyileştirmesinin önemine dikkat çekti.
Aktif Faylar Var; 7+ İçin Şimdilik Görünüm Yok
Dr. Mehmet Tatar, ilçeler bazında fay ve deprem üretme potansiyeline dair bilgiler de paylaştı. Karataş ve Yumurtalık’ta aktif bir fay bulunduğunu söyleyen Tatar, Karaisalı, Feke ve Tufanbeyli gibi alanların “sağlam bir zeminde” yer aldığını dile getirdi.
Ceyhan’ın deprem açısından riskli bir zemin üzerinde olduğuna dikkat çeken Tatar, 2023 depremlerinin ardından Türkiye’de binlerce deprem olduğunu hatırlattı. Tatar, “Şimdilik yüksek deprem oluşturacak bir fay tespit edilmedi” diyerek, mevcut veriler ışığında büyük ölçekli bir deprem beklentisinin netleşmediğini ifade etti.
Yumurtalık-Karataş tarafında deprem üretebilecek bir fay bulunduğunu aktaran Tatar, Pozantı ve Saimbeyli tarafında da ufak depremler oluşturabilecek fayların yer aldığını söyledi. Pozantı’da Kamışlı Vadisi’nden geçen ve denize kadar uzanan “suskun Ecemiş fayı” bulunduğunu belirten Tatar; bu yapılar harekete geçerse deprem olabileceğini, ancak “7 ve üzeri bir deprem riski görünmüyor” sözleriyle öngörüsünü paylaştı.
“Sağlam Zemin, Sağlam Bina” Uyarısı
Depremi tamamen engellemenin mümkün olmadığını belirten Tatar, asıl hedefin can kaybını azaltmak olduğunu söyledi. “Depremi engelleyemeyiz ancak sağlam zemin ve sağlam bina seçerek can kayıplarını önleyebiliriz” diyen Tatar, doğru zemin ve doğru yapılaşma yaklaşımına işaret etti.
Tatar, bina güvenliği konusunda da net bir uyarı yaptı. “6 şiddetli bir depremde binanızın yıkılma riski varsa o binada oturmamanız gerekiyor” ifadelerini kullanan Tatar, böyle binaların orta şiddetli depremlere dayanıklı olmadığını savundu. Adana’da bu şiddette yaşanan yıkımların sebebinin, binaların sağlam yapılmaması ve deprem yönetmeliğine uygun inşa edilmemesi olduğunu belirtti.
Sonuç olarak Tatar’ın değerlendirmeleri, Adana’da riskin zemin özellikleriyle şekillendiğini ve yapı kalitesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Fay varlığının yanı sıra alüvyon zeminlerin ve bina dayanımının öne çıktığı bu tablo, olası depremler için hazırlık ve doğru uygulamaların önemini bir kez daha gündeme taşıdı.