Merhaba sevgili okurlar. Bu ilk yazım olduğu için bir hatam olursa şimdiden kusuruma bakmayın. Yukarıda başlıkta belirttiğim gibi ADALET hayatın her aşamasında artık göz ardı edildiği için çocuklarımın işlerini ilerletebilmesi için bu yazıyı kaleme aldım ve beğenilirse bundan sonra da yazacağım. Çocuklar bir haber sitesi kurarak meslek lisesinde aldığı eğitimi gerçeğe dönüştürerek basın sektöründe ilerlemek istiyor. Malum bu sektörde tek gelir reklam. Arkamızda bir dayımız olmadığı için sektörde tek reklam veren hatta tekel olan internet devine siteyi beğendirip reklam almaya ve işi gerçeğe dönüştürmeye çalışıyorlar. Onun için de sitede özgün yazılar olması gerekiyormuş onu sağlamaya çalışacağız.
Bir dayımız bir yerlerde olsaydı bir iki rica ile sitemiz reklam dolardı ama öyle bir imkanımız yok. Bizim arkamızda sadece Allah ve aldıkları eğitim var. Şansımızı deneyeceğiz.
İlk yazımı neden ADALET seçtiğime gelirsek bu konuda canımın çok yanması ve çevremde de bu tür insanları çok görmem. Daha dün bir konu için hakim bir abimin yanına gittim. Çevresel konuları konuşurken bir sözü beni çok etkiledi. “Her fırsatta adalet isteyin ve bunu dile getirin dedi”. Bunu bütün toplumun istemesi gerçekten çok önemli bir olgu.
Öncelikle ADALET ne demek Google amcaya onu sordum.
adalet
/.–./
Adalet, en temel tanımıyla herkese hakkı olanı vermek, hak ve hukuka uygunluk ve eşitlik sağlamaktır. Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğüne göre adalet; hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme ve yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması anlamına gelir.
Adalet kavramının detayları şu ana başlıklarda toplanabilir:
- Hukuki Boyut: Kanunlar önünde herkesin eşit olması ve hakların korunmasıdır. Hukukun ve devlet düzeninin temel gayesi adaleti sağlamaktır.
- Felsefi ve Sosyal Boyut: Toplumsal yaşamda herkesin çıkar çatışmalarına karşı dengeli, hakkaniyetli ve dürüst bir şekilde muamele görmesidir.
- Ahlaki Boyut: Bireylerin birbirlerine karşı dürüst olması, başkalarının haklarına saygı göstermesi ve vicdani olarak doğru olanı yapmasıdır.
Kelime kökeni olarak Arapça "adl" (doğruluk, denklik, eşitlik) kökünden gelen bu kavram, aynı zamanda her şeyi layık olduğu yere koymak ve dengeyi kurmak şeklinde de ifade edilir.
Bana bu şekilde bir cevap verdi. Sonra düşündüm, şu yaşadığımız toplum içinde ve kendi hayatımda bir sorgulama yaptım. Bu maddelerin hangi biri gerçekten uygulanıyor diye. Sizler de okuyup hayatınızla, yaşadıklarınızla veya çevrenizdeki insanlarla bir kıyaslama yapın gerçekten ADALET var mı? Bunu sadece siyasi olarak düşünmeyelim toplumsal olarak da. Yargıya düşen düşmeyen hayatımızdaki her olayda artık ADALET yok.
Maddelere beraber bakalım.
Hukuki Boyut
Kanun önünde herkesin eşit olması ve hakların korunmasıdır. Hukukun ve devlet düzeninin temel gayesi adaleti savunmaktır.
Bazı hukukçu arkadaşlarımız tabii ki bu böyle ve uygulanıyor diyecektir. Yönetimdeki yöneticilerimiz de tabii ki adaletle yönetiyoruz diyeceklerdir. Haklılardır çünkü önlerine öyle olaylar gelmemiştir, yaşamamışlardır. Ama bunu yaşamamış ve görmemiş olmaları bunun yok olduğu anlamına gelmez. Sokağa çıksak bir anket yapsak, önümüze rastgele gelen kişilere sorsak inanın tahminim en az yüzde 70-80 de kanunen eşitsizlik ve kanun yönünden canının yandığını göreceksiniz.
Artık insanların yazı yazmaya, konuşmaya korktuğu dönemlerdeyiz. Buna kimse karşı gelmez eminim. O yüzden de bu konuyu daha detaylandıramıyorum ama kendimin başına kısa süre önce gelen bir olay ile somutlaştırmak istiyorum.
Ben özel hayatımda değerleme uzmanıyım. Yaklaşık 10 ay önce bir soruşturmaya dahil edilip sanık konumuna geldim. Bu sanık konumuna gelmemde kullanılan tek delil bilirkişi raporuydu. Bu raporun hatalarla dolu olduğunu mahkemede ispatladım. Bu kişileri gerekli yerlere şikayet etmeme rağmen hiçbir şey değişmedi ve 7 ay haksız yere hapis yatmak yanıma kaldı. Burada konu ile alakası şu; suçlandığımız ada parsel üzerinde inşa edilen yapılara binlerce rapor düzenlenmişken bağlı bulunduğumuz birlik tarafından nasıl bir seçim yapıldı ise bazıları savcılığa bildirilirken bazıları bildirilmemişti. Kanun önünde herkes eşitse bu ayrım neden yapılmıştı ? O kişiler hayatlarına hiçbir şey olmamış gibi devam ederken biz haksız yere suçlananlar bir sürü haklarımızı kaybettik. Devlet hakkımızı korumadı, benim kaybettiğim haklarımı geri alma imkanım olmadı. Hani derler ya suçu ispat edilene kadar herkes masumdur diye işte bu bir şehir efsanesiymiş yaşayınca anlıyorsunuz.
Buna benzer sizlerin de yüzlerce örnek verebileceğine eminim. Bence artık örnekleme yerine artık bu haksızlıklara ses yükseltmek gerekir. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı bir gün bize döner bunu unutmayalım.
Felsefi ve Sosyal Boyut
Toplumsal yaşamda herkesin çıkar çatışmalarına karşı dengeli, hakkaniyetli ve dürüst bir şekilde muamele görmesidir.
57 yaşındayım, toplumsal yaşamda çıkar çatışması olduğu zaman benim çocukluğumda gerçekten hakkaniyet vardı. Herkes toplumun baskısından ve yaptığı hatadan dolayı dışlanmaktan korkardı. Sosyal hayatta birbirini kollama ve destekleme vardı. Hiç unutmuyorum çocukluk yıllarımda esnaflar birbirine para emanet ederlerdi, günü geldiğinde de hiçbir problem yaşamadan ihtiyacı oldukları zaman geri alırlardı. Bunu emaneti verirken de hiçbir menfaat gütmezlerdi. Köylü Ahmet amca ürününü sattığı zaman kazandığı parayı getirir esnafa verir “ evladım bu sende dursun ben ihtiyacım oldukça gelir senden alırım” derdi. Hiç sorun yaşamadan da parasını geri alırdı. Esnaf da hiçbir zaman hesap işletim ücreti veya saklama ücreti almazdı. Bu güven sayesinde insanlar mutluydu. Şimdi haberlerde görüyoruz emanet bırakmış, emanet bıraktığı kişi ortalarda yok. Ne ara bu kadar menfaatçi olduk? Nasıl böyle olduk anlamıyorum.
Bakanlık çarşaf çarşaf liste yayınlıyor tağşiş (bir ürünün ya da maddenin içerisine daha ucuz, kalitesiz veya yabancı maddeler karıştırılarak saflığının bozulması ve gerçek değerinin düşürülmesi) ürünleri. Dürüstlüğümüzü ne zaman kaybettik?
Gıda ürünlerinde TV haberlerinde üreticilerimiz ürettikleri ürünü maliyetinin altında dahi satamadığını, ürünün para etmediğini söylüyor. Aynı haberlerde bakıyorsunuz üreticinin maliyetine bile satamadığı ürün büyük şehirlerde marketlerde fahiş fiyatta reyonlarda. Zararı kim görüyor? Üretici ve tüketici. Yıllardır bu sorun neden çözülemedi o da garip bir durum.
Bizler çıkar çatışmalarında hep bana ya Rabbena (Ya Rabbim hep bana) dersek zaten birbirimizden koparız. Bu milletim çökmesini birbirine düşmesini bekleyenlerin ekmeğine yağ süreriz.
Ahlaki Boyut
Bireylerin birbirlerine karşı dürüst olması, başkalarının haklarına saygı göstermesi ve vicdani olarak doğru olanı yapmasıdır.
İşte en önemli nokta bu. Maalesef artık bireyler birbirine karşı dürüst değil. Hayatın her kademesinde bunu görüyoruz. En basit bir sırada bile araya kaynama, trafikte o kadar kişi beklerken kavşakta uyanıkça önüne geçmeler, her şeyi kendi hakkı görmesi. Bunun pek çoğunu hayatımızda yaşadık ve yaşıyoruz.
Dürüstlüğü çocuklarımıza eskiden büyüklerimiz ve öğretmenlerimiz aşılardı. Evler ayrıldı çocuklarımız telefonlara, tabletlere ve bilgisayarlara bırakıldı. Öğreten kimse kalmadığı için ve yanlış yönlendirmeler ile bencilliğe itildiler.
Hiç unutmuyorum ve bunu her yerde anlatıyorum. Oğlum ilkokula gidiyordu ve o dönemde ders kitaplarını devlet vermeye başladı güzel bir uygulama idi. İşin ilginç yanı ise öğretmenin bu kitapların yetersiz olduğunu belirtip kendisinin temiz edeceği yardımcı kitapların alınmasını istemesi idi. Bu hatalı veya yasak bir uygulama idi ki öğrencilerini “eğer müfettiş gelirse bu kitapları kendiniz aldınız bu şekilde söyleyin” diye tembih etmesi idi. Bir ilkokul öğrencisini o yaşta yalan söylemeye teşvik ederseniz bu çocuk nasıl yetişir? O dönemde şimdiki gibi CİMER olmadığı için bir de bir şikayet anında artık çocuğu o okulda okutma imkanı olmayacağından dolayı kimse şikayet etmemişti.
Gene başımdan geçen başka bir olayla örneklemek isterim. Bu olay beni derinden etkilediği için sizlerle paylaşmak istedim.
2023 yılı Temmuz ayında kurban bayramı arefe günü eski eşim tarafından kapı önüne konuldum. Boşanma davaları açıldı ve eski eşimin şahitleri annesi-babası ve 3 kardeşi başka şahit yok. Delil yok. Annesi yalan söyleyemeyeceği için şahitlikten çekildi. Babası ve üç kardeşi evlilik boyunca eşime karşı hiç yapmadığım şeyleri görmedikleri halde duyum üzerine mahkemede şahit olarak anlattılar. 25 sene evliliğim boyunca bir tek fiske dahi vurmadığım, küfretmediğim halde fiziki şiddet uyguladığımı, darp ettiğimi, evden kovduğumu, kapının önüne koyduğumu ve buna benzer bir sürü suçlayıcı yalanları saydılar. Onlar bunu anlatırken ağzım açık bir şekilde dinledim. İnsanın yapmadığı bir şeyle suçlanması o kadar ağır ki. Hakim de sağolsun hiç sormadı darp raporu nerede, sosyal medyada aktif olan eski eşim eğer dövmüş olsam bunları hemen fotoğraflar ve kanıtlardı 25 senedir böyle bir tek fotoğraf yok. Evden kovduysam bunu sülaleden birileri duyması lazım onları şahit gösterirler o da yok. Sözün kısası babası ve kardeşlerinin tanıklığı ile asli kusurlu oldum. Hakim gelirimi dahi araştırma zahmetine girmeden onun avukatının beyanı üzerine maddi manevi tazminatı ve fahiş bir nafakaya hükmetti.
25 sene benim ekmeğimi yiyen, evimde kalan, sorunları olduğunda elimden geldiğince yardımcı olduğum kişiler sırf kendi kızları menfaati için dürüstlüğü kenara bıraktılar. Her şeyi kendi hakları gördüler. Kanuna sığınan bu insanlar aracımı çaldılar ortadan kaybettiler ve adalet onlardan yana oldu.
Vicdan, kendi menfaatin olduğunda ortadan kalkmamalı. Hak ne ise o olmalı. Bir tarafı mağdur ederken bir tarafı ihya etmemeli.
Çok uzattım özür dilerim. Buraya kadar da okuduğunuz için teşekkür ederim. İnsanların içi yandıkça bu dillerine vurmakta ve maalesef sadece orda kalmakta.
Son söz olarak;
Kelime kökeni olarak Arapça "ADL" (doğruluk, denklik, eşitlik) kökünden gelen bu kavram, aynı zamanda her şeyi layık olduğu yere koymak ve dengeyi kurmak şeklinde de ifade edilen ADALET hepimize lazım.
Bir toplum olarak bir arada huzur, mutluluk ve esenlik içinde yaşamamız için gerekli olan budur. İlla her şey kanunla olmamalı, kendi vicdanımız olmalı ve en önemlisi empati yapabilmemiz. Bu bana yapılsa ben ne hissederim diyebilmeli insan.
Bunu uyguladığımızda inanın her şey değişecektir. Bunu değiştirmek te bizim elimizdedir. Unutmayın ADALET BİRGÜN HERKESE lazım olacak.
Sağlıcakla Kalın.
Abdulkadir KEKLİK